e-kariyerim
Blog

İş Bulmak Neden Bazen Beklediğimizden Çok Daha Uzun Sürer?

İş ararken beklediğimizden daha uzun süre sonuç alamamak, zamanla kendimizi sorgulamamıza neden olabilir. Oysa iş bulma süresini yalnızca kişinin çabası belirlemez. Şirketlerin işe alım süreçlerinden piyasanın hareketliliğine, başvuru yoğunluğundan zamanlamaya kadar birçok faktör bu süreci etkileyebilir. Bu yazıda, uzun süren iş arama sürecinin nedenlerini ve bu süreçte kendimizi nasıl daha sağlıklı değerlendirebileceğimizi ele alıyoruz.

Read in English

İş aramaya başladığımızda çoğumuzun kafasında aşağı yukarı benzer bir düşünce olur: CV'mi hazırladım, ilanlara başvurmaya başladım. Birkaç hafta içinde mutlaka bir görüşme olur, ardından da uygun bir iş bulurum.

Bazen gerçekten böyle olur. Ancak bazen haftalar geçer, başvurular yapılır, ilanlar takip edilir, CV'ler gönderilir ama beklenen geri dönüş bir türlü gelmez. Bir süre sonra insanın aklına ister istemez bazı sorular gelmeye başlar: "Acaba CV'mde bir sorun mu var?", "Yeterince iyi değil miyim?", "Neden kimse benimle görüşmek istemiyor?", "Bu kadar başvuru yaptım, neden hâlâ bir sonuç çıkmadı?"

İş arama sürecinin zor taraflarından biri de tam olarak burada başlıyor. Çünkü sonuç alamadığımız her gün, yaşadığımız durumu kendi yeterliliğimizle açıklamaya daha yatkın hale geliyoruz. Oysa iş bulmanın beklediğimizden uzun sürmesinin birçok farklı nedeni olabilir ve bunların tamamı bizim kontrolümüzde değildir.

İş aramak, sadece doğru işi bulmakla ilgili değildir

Bir iş ilanına başvurduğumuzda aslında tek başımıza bir karar vermiyoruz. Karşımızda da kendi süreçleri olan bir şirket, bir insan kaynakları ekibi, bir yönetici ve bazen onlarca farklı aday bulunuyor. Bir pozisyon için yüzlerce başvuru gelebiliyor. İlan yayınlandıktan sonra şirketin işe alım planı değişebiliyor, pozisyon geçici olarak beklemeye alınabiliyor veya şirket aynı anda başka pozisyonlara öncelik verebiliyor.

Bunların hiçbirini aday olarak göremiyoruz. Biz yalnızca başvurumuzu gönderiyoruz ve karşı taraftan gelecek cevabı bekliyoruz. Bu nedenle iş arama sürecinde yaşanan sessizlik her zaman "yeterince iyi değilsin" anlamına gelmiyor. Bazen gerçekten hiçbir şey olmuyordur. Bazen de bir şeyler oluyordur ama bizim görebildiğimiz tarafta henüz bir değişiklik yoktur.

Her başvuru aynı hızda ilerlemez

Bazı şirketler başvurudan birkaç gün sonra iletişime geçebilir. Bazıları ise haftalarca süren bir değerlendirme sürecine sahip olabilir. Özellikle büyük şirketlerde işe alım süreci bir kişinin CV'yi okuyup karar vermesinden ibaret değildir. Başvurunun ilk değerlendirmesi, teknik görüşme, ekip görüşmesi, yönetici görüşmesi, ücret görüşmesi ve diğer adayların değerlendirilmesi derken süreç uzayabilir.

Üstelik bazen bütün bu aşamalar tamamlanmasına rağmen pozisyonun kendisi değişebilir. Bu nedenle bir başvurunun uzun süre sonuçlanmaması, mutlaka olumsuz sonuçlandığı anlamına gelmez. Fakat aday açısından bunun zor tarafı şudur: Şirketin sürecini göremeyiz. Ne kadar başvuru olduğunu, kaç kişinin değerlendirildiğini, hangi aşamada olduğumuzu veya şirketin gerçekten ne zaman karar vereceğini çoğu zaman bilmiyoruz. Belirsizlik de iş arama sürecini olduğundan daha uzun hissettirebiliyor.

Çok başvuru yapmak her zaman hızlı sonuç getirmez

İş ararken insanın doğal reflekslerinden biri daha fazla başvuru yapmaktır. Bugün üç ilana başvurduysak yarın beş ilana başvurmak, sonuç alamıyorsak başvuru sayısını daha da artırmak isteriz. Bir noktadan sonra iş arama süreci neredeyse bir sayı oyununa dönüşebilir: "Bu ay 80 başvuru yaptım", "Toplam 150 ilana başvurdum", "Bu kadar başvuruya rağmen sadece iki görüşme oldu."

Bu sayılar elbette önemlidir. Ancak tek başına başvuru sayısı bize iş arama sürecinin ne kadar başarılı olduğunu söylemez. Çünkü her ilan aynı değildir. Her şirket aynı değildir. Her pozisyon aynı sayıda adaydan başvuru almaz. Daha önemlisi, her başvuru da aynı derecede uygun değildir. Bu yüzden bazen yüzlerce başvuru yapmak yerine, kişinin deneyimi ve hedefleriyle daha iyi örtüşen ilanlara odaklanmak daha anlamlı olabilir.

İlan sayısı da her zaman aynı kalmaz

İş arama sürecinin ne kadar süreceğini etkileyen bir başka faktör de piyasadaki hareketliliktir. Bazı dönemlerde çok sayıda yeni pozisyon açılırken bazı dönemlerde yeni ilanların sayısı azalabilir. Şirketlerin bütçe dönemleri, ekonomik koşullar, sezonluk etkiler veya şirketlerin işe alım planları bu hareketliliği değiştirebilir.

Dolayısıyla bugün iş aramaya başlayan biri ile birkaç ay önce aynı sektörde iş arayan birinin deneyimi birbirinden oldukça farklı olabilir. Bu da önemli bir noktayı ortaya çıkarıyor: İş arama süresini yalnızca kişinin çabası belirlemiyor. Bazen doğru zamanda doğru pozisyonların açılması gerekir. Ve ne yazık ki zamanlama, kontrol edebildiğimiz bir şey değildir.

En zor kısım: Sessizlik

İş arama sürecinde insanı en çok yoran şeylerden biri çoğu zaman ret cevabı bile değildir. Sessizliktir.

Bir başvuru yaparsınız. Sonra birkaç gün beklersiniz. Bir hafta geçer. İki hafta geçer. İlan hâlâ yayındadır ama sizden haber yoktur. Bir süre sonra o başvuruyu düşünmemeye çalışırsınız. Fakat yeni bir başvuru yaptığınızda aynı şey tekrar yaşanır.

Bu tekrarlandıkça insanın zihninde bir algı oluşmaya başlayabilir: "Demek ki sorun bende." Oysa cevap vermeyen şirketlerin neden cevap vermediğini çoğu zaman bilmiyoruz. İlan kapanmış olabilir, başka bir adayla ilerlenmiş olabilir, pozisyon beklemeye alınmış olabilir, başvurunuz henüz incelenmemiş olabilir. Hatta şirketin adaylara geri dönüş yapmıyor olması bile mümkün olabilir.

Sonuç değişmiyor gibi görünse de nedenleri birbirinden tamamen farklı olabilir. Bu yüzden geri dönüş alamamak ile başarısız olmak aynı şey değildir.

Bir süre sonra iş aramak insanın kendisini sorgulamasına neden olabilir

İş arama süreci uzadıkça konu yalnızca iş olmaktan çıkabilir. Başlangıçta "İş bulmam gerekiyor" diye düşünürken bir süre sonra "Ben neden iş bulamıyorum?" sorusuna dönüşebilir.

Aradaki fark küçük gibi görünse de oldukça önemlidir. İlk cümle bir durumu anlatır. İkinci cümle ise insanın kendisini sorgulamasına neden olur.

Özellikle daha önce uzun yıllar çalışan, deneyimli ve belirli bir kariyere sahip insanlar için bu dönem daha da zorlayıcı olabilir. Çünkü insan, geçmişte elde ettiği başarılarla bugün yaşadığı sessizliği karşılaştırmaya başlar. "Yıllarca çalıştım. Bu kadar deneyimim var. Bugüne kadar hep bir şekilde iş buldum. Peki şimdi neden olmuyor?" Bu soruların cevabı her zaman kişinin kendisinde değildir.

Bazen kariyerimizde bir dönem gelir ve işler beklediğimizden daha yavaş ilerler. Bu, geçmişte yaptığımız her şeyin değersiz olduğu anlamına gelmez.

İş arama sürecini bir başarısızlık ölçüsü haline getirmemek gerekiyor

İş bulmak önemli. Gelir elde etmek, düzen kurmak ve geleceğe güvenle bakabilmek herkes için önemli. Bu nedenle işsiz kalmanın veya uzun süre iş aramanın yarattığı stresi küçümsemek doğru olmaz.

Ancak iş bulma süresini doğrudan kişinin değeriyle ilişkilendirmek de doğru değil. Bir kişinin üç haftada iş bulması onu daha değerli bir çalışan yapmaz. Başka bir kişinin altı ay boyunca iş araması da onun daha başarısız olduğu anlamına gelmez.

İki kişinin deneyimi aynı değildir. Aradıkları pozisyonlar, sektörler, şehirler, maaş beklentileri, deneyimleri, başvuru yaptıkları şirketler ve içinde bulundukları dönem farklıdır. Bu yüzden kendimizi yalnızca takvim üzerinden değerlendirmek çoğu zaman adil değildir.

Peki bu süreçte ne yapabiliriz?

İş arama sürecinin ne kadar süreceğini tamamen kontrol edemeyiz. Ama sürecin kendisini daha görünür ve yönetilebilir hale getirebiliriz.

Hangi ilanlara başvurduğumuzu, hangi CV'yi kullandığımızı, ne zaman başvurduğumuzu ve hangi başvurulardan geri dönüş aldığımızı takip etmek zaman içinde önemli bir tablo ortaya çıkarabilir. Bir süre sonra yalnızca "İş bulamadım" demek yerine daha anlamlı sorular sorabiliriz.

Hangi pozisyonlardan daha fazla geri dönüş alıyorum? Hangi şirket türlerinde daha çok görüşmeye çağrılıyorum? Başvurularımın ne kadarı yanıtsız kalıyor? Hangi CV ile daha iyi sonuç alıyorum? Hangi noktada süreç tıkanıyor?

Bu soruların cevapları, iş arama sürecini belirsiz bir bekleyiş olmaktan çıkarıp daha takip edilebilir bir sürece dönüştürebilir.

e-kariyerim'in ortaya çıkışındaki temel fikirlerden biri de tam olarak bu noktaya dayanıyor. İş ararken yaptığımız başvuruların arasında kaybolmak yerine, hangi ilana ne zaman başvurduğumuzu, hangi CV'yi kullandığımızı, başvurunun hangi durumda olduğunu ve zaman içinde nasıl bir sonuç aldığımızı görebilmek önemli. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla başvuru yapmak değil, yaptığımız başvuruların bize ne anlattığını görebilmektir.

Her uzun bekleyiş kötü bir son anlamına gelmez

İş aramak bazen beklediğimizden çok daha uzun sürebilir. Bu süreçte yorulabiliriz, motivasyonumuzu kaybedebiliriz, kendimizden şüphe edebiliriz. Bunların hepsi oldukça insani.

Ama uzun sürüyor olması, hiçbir şeyin yolunda gitmediği anlamına gelmez. Bazen doğru pozisyon henüz açılmamıştır. Bazen doğru şirket henüz karşımıza çıkmamıştır. Bazen yaptığımız başvuruların sonuçlanması beklediğimizden uzun sürer. Bazen de iş arama yöntemimizi değiştirmemiz gerektiğini fark ederiz.

Önemli olan, bu sürecin içinde kendimizi tamamen kaybetmemek.

Çünkü iş arıyor olmak, sizin kim olduğunuzu tanımlamaz. Şu anda işsiz olmanız, değerinizi azaltmaz. Bir şirketin size geri dönüş yapmaması, sahip olduğunuz deneyimin değerini ortadan kaldırmaz. Ve uzun süren bir iş arama dönemi, kariyerinizin geri kalanının nasıl olacağını tek başına belirlemez.

Bazen sadece biraz daha uzun sürer.

Ve belki de iş ararken kendimize hatırlatmamız gereken en önemli şey budur.