e-kariyerim
Blog

LinkedIn'de Her Gün İş İlanlarına Bakmak Neden Bu Kadar Yorucu?

Her gün LinkedIn'de iş ilanlarına bakmak neden bu kadar yorucu? İş arama sürecinin zihinsel yükünü, belirsizliği ve başvuru takibini birlikte inceleyelim.

Read in English

İş aramaya başladığınızda ilk birkaç gün genellikle oldukça motive edici geçer. LinkedIn'i açarsınız, karşınıza çıkan ilanlara bakarsınız ve içinizden “Bunlardan biri mutlaka olacak” diye düşünürsünüz. Size uygun görünen pozisyonları kaydeder, birkaç tanesine başvurur ve bir sonraki fırsata geçersiniz. Ancak günler haftalara, haftalar aylara dönüşmeye başladığında aynı süreç bambaşka bir hale gelir. Artık LinkedIn'i açmak heyecan verici bir fırsat arayışından çok, her gün yapılması gereken bir göreve dönüşmeye başlar. Yeni ilanları kontrol eder, daha önce gördüklerinizi hatırlar, uygun olanları ayıklamaya çalışır ve sonunda yine başvurularınızı yaparsınız. Ertesi gün ise bütün bu döngü yeniden başlar.

İş aramanın yorucu tarafı aslında yalnızca harcadığınız zaman değildir. Her gün onlarca ilanı değerlendirmek, kendinizi bu ilanlardaki beklentilerle karşılaştırmak, hangi pozisyona başvurup hangisini geçeceğinize karar vermek ve ardından cevap beklemek ciddi bir zihinsel enerji gerektirir. Üstelik yaptığınız bu çalışmanın karşılığını ne zaman alacağınızı da çoğu zaman bilemezsiniz. Bir ilana yarım saat ayırıp başvurduktan sonra günlerce hiçbir şey duymayabilirsiniz. Bazen haftalar geçer ve başvurunuzun akıbeti hakkında hiçbir bilgi alamazsınız. Bir süre sonra insanı yoran şey iş ilanlarının kendisinden çok, bu belirsizlik ve sürekli tekrar eden döngü olmaya başlar.

Her gün yeniden başlamak zorunda olmak

İş arama sürecinin ilginç taraflarından biri, aslında sürekli bir şeyler yapıyor olmanıza rağmen bazen hiçbir yere ilerlemiyormuşsunuz gibi hissettirmesidir. Pazartesi günü on ilana başvurursunuz, salı günü yeni ilanlara bakarsınız, çarşamba günü birkaç yeni başvuru daha yaparsınız. Haftanın sonunda geriye dönüp baktığınızda oldukça fazla zaman harcadığınızı görürsünüz ancak elinizde somut bir sonuç olmayabilir. Bir mülakat daveti gelmemiştir, bir teklif yoktur, hatta bazı durumlarda başvurularınızın okunup okunmadığını bile bilmiyorsunuzdur.

Bu durum özellikle uzun süren iş arama dönemlerinde insanın motivasyonunu etkileyebilir. Çünkü günlük hayatımızda genellikle yaptığımız bir işin sonucunu görebilmeye alışığız. Bir proje üzerinde çalışırsak proje ilerler, bir rapor hazırlarsak rapor tamamlanır, bir problem çözersek problem ortadan kalkar. İş ararken ise aynı ilişkiyi kurmak çok daha zordur. Bugün yaptığınız başvurunun sonucunu yarın da göremeyebilirsiniz, gelecek hafta da. Hatta bazı başvuruların sonucunu hiçbir zaman öğrenemeyebilirsiniz. Bu nedenle her yeni güne başladığınızda sanki yeniden başlangıç noktasına dönmüş gibi hissetmeniz şaşırtıcı değildir.

Aslında sadece ilan okumuyorsunuz

LinkedIn'de bir iş ilanını açtığınızda yaptığınız şey yalnızca birkaç paragraf metin okumaktan ibaret değil. İlanın başlığını görüyorsunuz, şirketi inceliyorsunuz, pozisyonun sorumluluklarını okuyorsunuz, istenen teknolojileri ve deneyimleri kendi geçmişinizle karşılaştırıyorsunuz. Ardından “Acaba bana uygun mu?” diye düşünüyorsunuz. İlanda belirtilen şartların bazılarına sahip olup olmadığınızı değerlendiriyor, eksik olduğunuz noktaları fark ediyor ve sonunda başvurup başvurmamaya karar veriyorsunuz.

Özellikle deneyimli profesyoneller için bu süreç daha da karmaşık hale gelebiliyor. Çünkü yalnızca “Bu işi yapabilir miyim?” sorusunu sormuyorsunuz; aynı zamanda pozisyonun kariyeriniz açısından anlamlı olup olmadığını, şirketin size uygun olup olmadığını, maaş beklentinizle örtüşüp örtüşmediğini ve ilanı yayınlayan şirketin gerçekten aradığı profile sahip olup olmadığınızı da düşünüyorsunuz. Bütün bunlar tek bir ilan için birkaç dakikadan çok daha fazlasını harcamanıza neden olabiliyor. Gün içerisinde onlarca ilanı değerlendirdiğinizde ise farkında olmadan ciddi bir karar verme yükünün altına giriyorsunuz.

“Başvursam mı, başvurmasam mı?”

İş ararken en çok zaman kaybettiren konulardan biri de bu kararsızlık olabilir. İlanların önemli bir kısmı aslında siyah veya beyaz değildir. Bir pozisyondaki gereksinimlerin tamamına sahip olmayabilirsiniz ama işin büyük bölümünü yapabilecek deneyime sahip olabilirsiniz. Başka bir ilanda ise bütün teknik beklentileri karşılıyor olabilirsiniz ancak şirketin çalışma modeli, konumu veya pozisyonun sunduğu şartlar sizin için uygun olmayabilir.

Bu nedenle her ilan küçük bir değerlendirme sürecine dönüşür. Bazen “Aradıkları kişinin yüzde sekseni benim” dersiniz ve başvurursunuz. Bazen birkaç kriterin eksik olması nedeniyle vazgeçersiniz. Bazen de ilanı birkaç kez okuyup sonunda yine ne yapacağınıza karar veremezsiniz. Gün içerisinde bunu tekrar tekrar yapmak, iş aramanın görünmeyen yüklerinden biridir. Çünkü aslında sadece ilanlara bakmıyor, her seferinde kendinizle ilan arasında bir eşleştirme yapmaya çalışıyorsunuz.

Sonra bekleme süreci başlıyor

Başvuruyu gönderdikten sonra işin bittiğini düşünmek kolaydır ama aslında başka bir süreç başlar: beklemek.

Başvurunuz gönderilmiştir ve artık kontrol büyük ölçüde sizin elinizde değildir. Şirket ne zaman inceleyecek, başvurunuzu değerlendirecek mi, başka adaylarla görüşüyor mu, pozisyon hâlâ açık mı veya size geri dönüş yapacak mı bilmiyorsunuzdur. Bazen birkaç gün içerisinde olumlu bir mesaj gelir ve bütün süreç bir anda anlam kazanır. Ancak çoğu zaman böyle olmaz. Günler geçer ve hiçbir şey duymazsınız.

Cevap gelmediğinde insanın zihni boşlukları kendi kendine doldurmaya başlar. “CV'm yeterince iyi değil miydi?”, “İlanda aradıkları deneyime sahip değil miyim?”, “Başvurum hiç okunmadı mı?”, “Acaba pozisyon kapandı mı?” gibi sorular ortaya çıkar. Oysa çoğu zaman bunların hiçbirinin cevabını bilmiyoruz. Başvurunun neden sonuçlanmadığını bilmemek, reddedilmekten bile daha yorucu olabilir. Çünkü reddedildiğinizde en azından süreç hakkında bir bilgiye sahip olursunuz; sessizlikte ise yalnızca tahmin yürütürsünüz.

En zor şeylerden biri: Görünmezlik

İş arama sürecinde insanın kendisini görünmez hissetmesi oldukça kolaydır. Günlerce CV hazırlarsınız, ilanları incelersiniz, başvurular yaparsınız ve bunun karşılığında çoğu zaman yalnızca sessizlikle karşılaşırsınız. Oysa başvuru yapan kişinin tarafında oldukça fazla emek vardır. Bir pozisyona başvurmadan önce şirketi araştırmış, CV'nizi kontrol etmiş, belki özgeçmişinizi ilana göre düzenlemiş ve zaman ayırmışsınızdır. Buna rağmen karşı taraftan hiçbir yanıt gelmeyebilir.

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir başvurudan cevap alamamak, sizin değerinizi ölçen bir sonuç değildir. İşe alım süreçlerinde şirketin ihtiyaçları, bütçesi, diğer adayların profili, pozisyonun kapanması veya işe alım sürecinin değişmesi gibi pek çok farklı etken bulunabilir. Bunların çoğu sizin kontrolünüzde değildir. Dolayısıyla uzun süre cevap alamamak insanı yorsa da bunu doğrudan kendi yeterliliğinizin bir göstergesi olarak yorumlamak doğru olmayabilir.

İş aramak neden başlı başına bir işe dönüşüyor?

Bir süre sonra iş arama sürecinin kendisini yönetmeniz gerektiğini fark ediyorsunuz. Hangi şirkete başvurdunuz? Ne zaman başvurdunuz? Hangi pozisyondu? Hangi CV'yi kullandınız? Cevap geldi mi? Mülakat yapıldı mı? Olumsuz sonuçlandı mı? Yoksa hâlâ bekliyor musunuz?

Başlangıçta birkaç başvuruyu akılda tutmak kolaydır. Ancak başvuru sayısı arttıkça bunu yalnızca hafızayla yönetmek zorlaşır. Bir süre sonra “Ben bu şirkete başvurmuş muydum?” veya “Bu ilana hangi CV'yi göndermiştim?” gibi sorular ortaya çıkar. Özellikle aktif olarak iş arayan ve aynı anda çok sayıda pozisyona başvuran kişiler için bu süreç başlı başına bir organizasyon problemine dönüşebilir.

Aslında burada ihtiyaç duyulan şey daha fazla ilan görmekten çok, mevcut süreci daha iyi takip edebilmektir. Çünkü yüzlerce ilana ulaşmak tek başına bir avantaj sağlamaz. Önemli olan hangi ilanların sizin için anlamlı olduğunu, hangilerine başvurduğunuzu ve zaman içerisinde bu başvuruların nasıl sonuçlandığını görebilmektir.

Rakamları görmek bazen bakış açısını değiştiriyor

İş ararken yalnızca hislerimiz üzerinden değerlendirme yapmak kolaydır. “Çok fazla başvuru yaptım ama kimse dönmüyor” diyebilirsiniz. Fakat gerçekten kaç başvuru yaptığınızı, bunların kaçından cevap aldığınızı ve cevap oranınızın ne olduğunu bilmiyorsanız, aslında elinizde yalnızca bir his vardır.

Bu yüzden iş arama sürecindeki verileri takip etmek anlamlı olabilir. Örneğin son üç ayda 50 başvuru yaptığınızı ve bunların 8'inden geri dönüş aldığınızı gördüğünüzde, sürece farklı bir gözle bakabilirsiniz. Bu veriler size doğrudan ne yapmanız gerektiğini söylemez ama en azından nerede olduğunuzu anlamanıza yardımcı olur. Belki belirli pozisyonlarda daha fazla geri dönüş aldığınızı, bazı şirket türlerinde ise neredeyse hiç cevap gelmediğini fark edebilirsiniz.

e-kariyerim'in temel fikirlerinden biri de burada ortaya çıkıyor. İş arama sürecinin yalnızca ilan bulup başvuru göndermekten ibaret olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Başvuruların takip edilebildiği, hangi aşamada olduklarının görülebildiği ve zaman içerisinde oluşan verilerin anlamlandırılabildiği bir sistem, iş arayan kişinin sürece biraz daha hakim olmasına yardımcı olabilir.

Her gün LinkedIn'e bakmak zorunda değilsiniz

İş ararken sürekli yeni ilanlara bakmak, daha fazla fırsat yakalayacağınız anlamına gelmeyebilir. Belli bir noktadan sonra günün büyük bölümünü LinkedIn'de geçirmek, sizi daha üretken hale getirmek yerine zihinsel olarak yorabilir. Bu nedenle iş arama sürecini bir maraton gibi düşünmek ve kendinize sürdürülebilir bir düzen oluşturmak daha anlamlı olabilir.

Örneğin gün içerisinde belirli bir zamanı ilanlara ayırabilir, uygun gördüğünüz pozisyonları kaydedebilir ve başvurularınızı toplu şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Daha sonra başvurularınızı takip etmek için ayrı bir zaman belirleyebilirsiniz. Böylece günün tamamının “Acaba yeni bir ilan çıktı mı?” düşüncesiyle geçmesini engelleyebilirsiniz. İş aramak hayatınızın tamamını kaplamak zorunda değil.

Üstelik bazen bir gün boyunca yeni ilanlara bakmamak da sorun değildir. İş arama sürecinde dinlenmek, başka şeylerle ilgilenmek ve zihninizi bu döngünün dışına çıkarmak da sürecin bir parçasıdır. Sürekli çevrimiçi olmak, mutlaka daha hızlı iş bulacağınız anlamına gelmez.

İş arama sürecini biraz daha görünür hale getirmek

Belki de iş ararken ihtiyacımız olan en önemli şeylerden biri, sürecin tamamını görebilmektir. Kaç başvuru yaptığımızı, hangilerinden cevap aldığımızı, hangilerinin hâlâ beklediğini ve zaman içerisinde nasıl bir tablo oluştuğunu bilmek, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da onu biraz daha anlaşılır hale getirebilir.

Çünkü iş aramak zaten yeterince belirsiz bir süreç. Bir de hangi şirkete ne zaman başvurduğumuzu, hangi CV'yi kullandığımızı veya hangi başvurudan cevap aldığımızı hatırlamaya çalışmak zorunda kaldığımızda, sürecin gereksiz yere daha karmaşık hale gelmesine neden oluyoruz.

Belki de bu nedenle iş ararken kendimize sormamız gereken soru yalnızca “Daha kaç ilana başvurmalıyım?” değil. “Şimdiye kadar yaptığım başvurular bana ne söylüyor?” sorusu da en az bunun kadar önemli.

Sonuçta iş aramak sadece bir başvuru sayısı değil

İş arama sürecini yalnızca gönderilen CV sayısıyla ölçmek kolaydır. 10 başvuru, 50 başvuru, 100 başvuru... Ancak her başvurunun arkasında farklı bir hikâye, farklı bir şirket, farklı bir pozisyon ve farklı bir beklenti vardır. Bu nedenle bazen daha fazla başvuru yapmak yerine mevcut süreci daha iyi anlamaya çalışmak çok daha faydalı olabilir.

Uzun süren bir iş arama döneminde yorulmanız da oldukça normal. Her gün aynı siteleri ziyaret etmek, benzer ilanları okumak, kendinizi tekrar tekrar anlatmak ve ardından cevap beklemek kolay bir süreç değil. Hele ki bunun sonucunu ne zaman göreceğinizi bilmiyorsanız, zaman içerisinde motivasyonunuzun azalması şaşırtıcı değil.

Bu nedenle iş ararken kendinize biraz daha anlayışlı davranmak önemli. Her gün onlarca ilana başvurmak zorunda değilsiniz. Her başvurudan sonra kendiniz hakkında olumsuz bir sonuç çıkarmak zorunda değilsiniz. Ve bir süre cevap alamamanız, kariyerinizin veya yeteneklerinizin değeri hakkında tek başına bir şey söylemez.

İş aramak uzun sürebilir. Bazen beklediğinizden çok daha uzun sürebilir. Bu süreçte yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, kontrolünüzde olan şeylere odaklanmak ve süreci mümkün olduğunca düzenli, ölçülebilir ve sürdürülebilir hale getirmek olabilir.

Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla ilan değil, nerede olduğumuzu görebilmektir.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Deneyiminizi paylaşarak başka iş arayanlara yardımcı olun.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giriş yap

Henüz yorum yok.

İlk yorumu siz yazın ve deneyiminizi başka iş arayanlarla paylaşın.