e-kariyerim
İş Arama Blogu: Başvurular, Bekleyiş ve Motivasyon

Uzun Süre İşsiz Kalmak: Aradaki Boşluğu Nasıl Anlatmalıyız?

Kısa, dürüst ve ileriye dönük anlatarak: boşluğu saklamadan birkaç cümleyle açıkla, sonra konuşmayı o dönemde yaptıklarına ve bu işi neden istediğine taşı.

Read in English

İş arama süreci uzadıkça insanın aklına bir noktada şu soru gelir: “Bu boşluğu nasıl açıklayacağım?” CV'de son işin bitiş tarihi biraz geride kalmıştır, mülakatlarda da er ya da geç “Son birkaç aydır ne yapıyorsunuz?” sorusu gelir. Uzun süre işsiz kalmak zaten yorucu bir deneyimdir; bir de bunu başkasına anlatmak zorunda olmak, yükü ikiye katlayabilir.

Kısa cevap şu: Boşluğu saklamaya ya da uzun uzun savunmaya gerek yok. Kısa, dürüst ve ileriye dönük bir açıklama çoğu zaman yeterlidir. Ama bu cümleyi kurabilmek için önce o dönemi kendimiz için nasıl adlandırdığımıza bakmak gerekiyor.

Boşluk, çoğu zaman bizim düşündüğümüz kadar büyük görünmez

CV'mize baktığımızda gözümüz önce boşluğa gider. Çünkü o dönemi her gün yaşayan biziz. Kaç başvuru yaptığımızı, kaç sessizlikle karşılaştığımızı, hangi sabahlar kalkmakta zorlandığımızı biliyoruz. Bu yüzden birkaç aylık bir ara, bizim gözümüzde kariyerimizin tamamını gölgeleyen bir lekeye dönüşebilir.

Oysa CV'yi okuyan kişi aynı tabloyu görmez. Önünde yıllara yayılan bir deneyim, yapılmış işler, üstlenilmiş sorumluluklar ve bu çizginin içinde yer alan bir ara dönem vardır. İşten ayrılmalar, şirket küçülmeleri, kapanan projeler, taşınmalar, sağlık ya da aile nedenleri, kariyer değişikliği arayışı… Bunların hepsi çalışma hayatının olağan parçalarıdır ve işe alım yapan pek çok kişi bu durumlarla daha önce de karşılaşmıştır.

Bu, boşluğun hiç sorulmayacağı anlamına gelmez. Ama sorulduğunda, bunun bir suçlama değil, çoğu zaman bir merak olduğunu hatırlamak işimizi kolaylaştırır.

Uzun süre işsiz kalmak neden bu kadar zor hissettirir?

Çünkü mesele yalnızca gelir değildir. İş, gün içindeki düzenimizi, kendimizi tanıtırken kullandığımız cümleyi, “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna verdiğimiz cevabı da belirler. Bu düzen ortadan kalktığında insan yalnızca bir işi değil, biraz da kendini anlatma biçimini kaybetmiş gibi hissedebilir.

Üstüne bir de iş arama sürecinin belirsizliği eklenir. Cevapsız kalan başvurular, uzun süren değerlendirme süreçleri, son aşamada başka bir adayla ilerlenmesi… Her biri tek başına küçük bir şey gibi görünse de birikince insan, yaşadığı durumu kendi yetersizliğiyle açıklamaya başlayabilir. Daha önce iş bulmanın neden bazen beklediğimizden uzun sürdüğünü yazmıştık; o yazıda da söylediğimiz gibi, sürecin uzaması tek başına kişinin değerini ölçmez.

Bunu kendimize söyleyebildiğimizde, başkasına anlatmak da kolaylaşıyor. Çünkü boşluğu anlatırken sesimizdeki tonu belirleyen şey, çoğu zaman o dönemi kendi içimizde nasıl tanımladığımızdır.

CV'de boşluğu nasıl göstermeliyiz?

En sağlıklı yol, boşluğu gizlemeye çalışmamaktır. Tarihleri belirsizleştirmek, son işin bitiş tarihini olduğundan ileri çekmek ya da var olmayan bir pozisyon eklemek kısa vadede işe yarıyor gibi görünebilir. Ancak referans kontrolünde, bir belge talebinde ya da sıradan bir sohbette ortaya çıktığında, boşluğun kendisinden çok daha büyük bir güven sorununa dönüşebilir.

Bunun yerine şunlar düşünülebilir:

  • Tarihleri olduğu gibi bırakmak. Ay ve yıl bilgisi net olan bir CV, okuyan kişiye saklanacak bir şey olmadığını gösterir.

  • Gerekiyorsa tek satırlık bir not eklemek. “Kariyer arası: taşınma ve yeni rol arayışı” ya da “Aile sorumlulukları nedeniyle verilen ara” gibi kısa bir açıklama yeterlidir. Ayrıntı vermek zorunda değiliz.

  • O dönemde gerçekten yapılanları yazmak. Bir kurs, bir sertifika, gönüllü bir iş, serbest bir proje ya da kişisel bir çalışma varsa ilgili bölüme eklenebilir. Ama bunu boşluğu “doldurmak” için değil, gerçekten anlatmaya değer olduğu için yapmak gerekiyor.

Bir şey yapmamış olmak da bir açıklamadır. Herkesin ara döneminde bir sertifika almasını beklemek gerçekçi değil. Bazen o dönem dinlenmek, toparlanmak ya da yalnızca iş aramakla geçer. Bu da anlatılabilir.

Mülakatta “Bu arada ne yaptınız?” sorusuna ne cevap verilir?

Kısa, dürüst ve ileriye dönük bir cevap verilir. Bu soruya verilecek iyi bir cevabın genellikle üç parçası vardır: ne olduğu, o dönemde ne yapıldığı ve şimdi neden bu pozisyonun istendiği.

Örneğin şöyle bir cevap düşünülebilir:

“Önceki şirketimde ekibimiz küçüldü ve pozisyonum kapandı. Sonrasında bir süre aceleyle her ilana başvurmak yerine, gerçekten hangi tür işte iyi olduğumu ve ne aradığımı netleştirmeye çalıştım. Bu süreçte eksik gördüğüm bir alanda kendimi geliştirdim. Bu pozisyon da tam olarak aradığım işe denk geliyor; çünkü…”

Bu örnekteki ayrıntılar herkes için farklı olacaktır. Önemli olan yapısıdır: Birkaç cümleyle durumu anlatmak, ardından konuşmayı geçmişten bugüne ve başvurulan işe taşımak.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Uzun bir savunmaya girmemek. Ne kadar çok açıklama yaparsak, karşı taraf o kadar çok “Acaba burada başka bir şey mi var?” diye düşünebilir. Kısa ve sakin bir cevap, durumun bizim için kapanmış bir konu olduğunu gösterir.

Neleri söylemek zorunda değiliz?

Boşluğu dürüstçe anlatmak, her ayrıntıyı paylaşmak anlamına gelmez. Sağlık durumu, aile içi meseleler ya da kişisel bir kayıp gibi konularda ayrıntıya girmek zorunda değiliz. “Ailevi sebeplerle bir süre ara vermem gerekti, o konu artık geride kaldı ve tam zamanlı çalışmaya hazırım” gibi bir cümle hem dürüsttür hem de sınırı korur.

Aynı şekilde, önceki işverenimizi suçlayan ya da yaşadığımız zorlukları uzun uzun anlatan bir cevap da çoğu zaman işimize yaramaz. Haklı olsak bile, mülakatın amacı geçmişi yargılamak değil, karşı tarafa birlikte çalışmanın nasıl olacağını göstermektir.

Boşluk dönemini daha görünür hale getirmek

Uzun süren bir iş arama döneminde zamanın nasıl geçtiğini fark etmek bile zorlaşabilir. Haftalar birbirine karışır; “Bu ay ne yaptım?” sorusunun cevabı bulanıklaşır. Oysa o dönemde yapılanlar, çoğu zaman sandığımızdan fazladır: Başvurular, görüşmeler, öğrenilen yeni şeyler, kurulan bağlantılar…

Bunları bir yere not etmek iki açıdan işe yarar. Birincisi, mülakatta “Bu arada ne yaptınız?” sorusuna somut bir cevap verebilmemizi sağlar. İkincisi, kendi gözümüzde de o dönemin boş geçmediğini görmemize yardımcı olur.

e-kariyerim'i geliştirirken aklımızdaki fikirlerden biri de buydu: İş arama sürecini, bir sonraki cevabı beklerken geçen belirsiz bir zaman olmaktan çıkarıp, nereye başvurduğumuzu, hangi aşamada olduğumuzu ve zaman içinde ne değiştiğini görebildiğimiz bir sürece dönüştürmek. Çünkü bazen boşluk gibi görünen dönemin içinde, görmediğimiz ama gerçekten yapılmış pek çok şey vardır.

Boşluk, hikâyenin tamamı değil

Kariyerler düz bir çizgi gibi ilerlemez. Arada duraklamalar, yön değişiklikleri, beklenmedik molalar olur. Bunlar çoğu zaman insanın geri kalan yolunu da şekillendirir.

Uzun süre işsiz kalmak zor bir deneyim. Bunu küçümsemek doğru olmaz. Ama o dönemi anlatırken utanmak ya da özür dilemek zorunda değiliz. Bir boşluk, yalnızca bir aradır. Onu nasıl anlattığımız ise bir sonraki adımın nasıl başlayacağını belirleyebilir.

Ve çoğu zaman en iyi açıklama, en kısa olanıdır.

Bu süreçte kaç başvurunun makul olduğunu merak ediyorsanız kaç iş başvurusu yapmak gerekir? rehberimize göz atabilirsiniz.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Deneyiminizi paylaşarak başka iş arayanlara yardımcı olun.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Giriş yap

Henüz yorum yok.

İlk yorumu siz yazın ve deneyiminizi başka iş arayanlarla paylaşın.